MORA-BİOREZONANS
Biorezonans insan vücunda mikro-elektromanyetik titreşimler şeklinde dolaşan bilgiyi dışarıdan etkilerle değiştirmeyi amaçlayan bir tedavi yöntemidir. Teknolojinin temeli Dr. Franz Morell ve elektronik mühendisi Erich Rasche 'nın çalışmalarına dayanır. MORA ( Morell ve Rasche) ismi sonradan Biorezonans olarak da adlandırılacak olan bu yöntemin ilk ismidir.
Homeopati... Homeopati 1796 yılında Alman doktor Samuel Hahnemann tarafından kurulmuş, tedavi için maddelerin dilue edilmiş formlarını kullanan bir tamamlayıcı tıp akımıdır. Homeopati özellikle bazı bitkisel ilaç formüllerinde homeopatik potansiyelizasyonlar şeklinde karşımıza çıkar. Homeopatik olarak bilinen preperatlar birçok zaman orijinal molekülü hiç barındırmayacak kadar sulandırılmıştır.
Homeopati mantığı çoğu zaman bitkisel tedavilerin nasıl işe yarayabiliyor olduğunu da açıklar. Bir bitkinin çayının tedavi için yeterli miktarda aktif madde taşıyamayacağı genellikle karşılaşılan bir durumdur. Ancak birçok zaman o bitki çay halinde alındığında bile işe yarar. Bu bilgi doğal tedavilerle ilgilenen kişiler tarafından çok iyi bilinir.
Bitkilerden geliyor olsun ya da olmasın tüm materyaller atoma-has, mikro-elektromanyetik osilasyonlar yayarlar. Bunlar kablolar veya verici/alıcı sistemleri vasıtasıyla nakledilebilir ve bu elektromanyetik titreşimlerin yaşayan organizmaları etkileme güçleri vardır.
Homeopatinin etkisi hastalığa bağlı patolojik mikro-elektromanyetik titreşimlerin homeopatik ilaç mikro-elektromanyetik osilasyonları vasıtasıyla nötrlenmesidir. Yani homeopatik ilaç maddenin kendisini içermez ama o maddenin çevresine yaydığı elektromanyetik bilgiyi taşır.
Akupunktur... İnsan vücudunun tüm işlevlerinin birbiriyle uyumlu olarak çalışmasını sağlayan ve tüm vücudu kapsayan üst düzey bir iletişim sistemi vardır. Yaşayan canlı beden içindeki bu üst düzey kontrol ve iletişim homeopatide de açıkladığımız mikro-elektromanyetik titreşimlerle sağlanır. Yani bu mikro-ektromanyetik titreşimler “bilgi” taşır.
Enerji Meridyenleri... A.F. Lawrence ve W.R. Adey'in çalışmaları ile canlı memelilerde birkaç santimetre uzunluğuna kadar ölçülebilen, birbirine hidrojen bağları ile bağlı peptit (protein yapıtaşı) dizilimleri olduğu ve elektronik olarak bu dizilimlerin Lechter kondüktörlerini yansıttığı bulunmuştur. Bu devrelerin birbiri ile rezonans içinde oldukları müddetçe uzun mesafelerle sinyal aktarabilme özelliği vardır. Bu hidrojen bağları sadece canlı organizmalara özgüdür, çok güçsüz bağlar olduklarından devamlı bozulup yenileri yapılır, yani dinamik bir denge içindedir. Bu yüzden de ölü vücutlarda enerji meridyenleri olarak adlandırabileceğimiz bu yapılar yoktur.
Bir elektromanyetik titreşim bunun gibi bir devreye ulaştığında devreye girmesi için bir kural vardır. Sinyal iletimi sinyal ancak bu devreyi yıkmayacak kadar düşük şiddette ve vücut ile rezonans içinde ise olur. Elektromanyetik sinyal güçlü ise veya vücutla rezonansa giremiyor ise adey penceresi yıkılır ve sinyalin vücuda iletimi engellenir. Yani vücuttaki meridyen bilgi aktarım yollarına müdahale ancak ADEY PENCERESI yolu ile ve çok düsük amplitütlü- uygun sinyaller kullanarak olabilir.
Her madde, vücudu sadece kimyasal niteliğiyle değil ayrıca sahip olduğu mikro-elektromanyetik titreşimi (fiziksel yapısı) vasıtasıyla da etkiler. Örneğin bir ağır metalin vücut üzerindeki zararlı etkisi hem kimyasal yapısından hem de sahip olduğu zararlı titreşim bilgisinden kaynaklanır. Vücuttaki kompleks iletişim sistemi üzerine etki eden patolojik titreşimler sistemin bozulduğu ve hastalıkların başladığı ilk basamaktır.
MORA-Terapi bahsettiğimiz iletişim sisteminde dolaşan zararlı bilginin silinmesidir. Başka bir deyişle vücudun kendisiyle ilgili bilgisinin değiştirilmesidir.
Teorisinden çok daha öte olarak, bu metodun - özellikle kronik hastalıklarda etkili olduğu gözlenmiştir. Vücuttaki “ homeopatik “ düzeltmelerin yapılması vücut biyokimyasının düzelmesine ve birbiriyle ilişkisiz gibi görülen pek çok düzelmenin aynı anda gerçekleşmesine neden olur.
Biorezonansın MORA tarafından keşfinden sonra aynı sistemi kullanan birçok farklı marka biorezonans cihazı geliştirilmiştir. Vücuttan alınan patolojik titreşimlerin ayrılmasında ve nötralize edilmesinde kullanılan filtrelerin niteliği tedavinin başarısında belirleyicidir. Mora-Super + cihazının geliştirilmesine kadar patolojik titreşimlerin nötralizasyonun nasıl yapıldığı aşağı yukarı aynı kalmıştır. Düşük ve alçak frekans aralıklarını aynı anda iki ayrı kanal üzerinden kullanabilen çift kanallı Mora-Super + biorezonans teknolojisinin gelişimindeki son noktadır.
-Mora-Biorezonans herhangi bir tipteki elektroterapi değildir. Kullanılan şey elektrik değil, vücudun kendisinden veya maddelerden alınan mikro-elektromanyetik titreşimlerdir.
-Mora-Biorezonans herhangi bir tipteki “manyetik alan tedavisi” değildir.
-Mora-Biorezonans uygulaması, başarısı için “inanmanızın” gerekeceği paranormal bir uygulama metodu da değildir. Bu yöntem biofizikteki en son buluşları kullanan ve bilimsel olarak araştırılmış ve ispatlanmış bir metotdur.
MORA-Terapinin yan etkisi yoktur. Şimdiye kadar yapılmış bilimsel çalışmaların hiçbirinde bir yan etkiyle karşılaşılmamıştır. Çünkü vücutta zararlı etkilere yol açabilecek bir tedavi uygulaması vücudun elektromanyetik iletişim sistemiyle rezonansa girmez.
Mora-Biorezonans kalp pili taşıyanlarda ve hamileliğin ilk 3 aylık evresinde kullanılmaz.